Genel

5 Bilişsel Müdahale Tekniği

Tranvaya giren çocuk

Bilişsel Müdahale günümüzde insanoğlu tarafından yüzyıllardır merak edilen organlarımızdan bir tanesi beynimizdir. Bu konu hakkında sürekli çalışmalar yapılmaktadır. Özellikle son yıllarda nöroplastisite kavramı üzerine çok fazla araştırma yapılmaktadır. Dr. Campbell bu noktada bir tanım geliştirmiştir. Ona göre çevremiz ile etkileşim kurduğumuzda beynimizde bazı fizyolojik değişimler meydana gelmektedir. Beynimiz ana rahminde gelişmeye başlar.

Öldüğümüz güne kadar ise hücrelerimiz arasında bağlantılar ihtiyaçlarımız farklılık gösterdikçe değişir. Bir şeylere adapte olma, farklılıklara uyum sağlama gibi durumlara ise bu dinamik izin vermektedir. Güncellemelerini periyodik bir şekilde alan bilgisayarlardan farklı çalışmakta olan beynimiz yazılım güncellemelerinin yanı sıra donanımsal olarak da güncelleme alabilmektedir. 

Beynin işlevinin değişmesi için bazı ihtiyaçlara ve kimyasallara ihtiyaç duyabiliyoruz. Bunlar beyne pozitif düşünme kalıpları yüklüyor ve beynimiz yeniden adeta modifiye oluyor. Bilişsel Müdahale için aynı zamanda günlük yaşamda bazı aktiviteler ile birlikte beynin sadece yapısında değil, bazı fonksiyonlarında da değişikliklere gidilebiliyor.

Tranvaya giren çocuk

Örneğin fiziki olarak bir trafik kazası geçirdiniz. Bu kaza sonucunda davranış, görme ve işitme bozuklukları meydana geldi. Moleküler biyoloji bu noktada önem kazanıyor. Yapılan çalışmalar ile beyin hasarları ortadan kalkıyor. Aynı zamanda sinir hücrelerine dahi dokunulabiliyor. Sinir hücreleri tek tek düzenleniyor ve beynin yeniden şekillenmesi için çalışmalar yapılabiliyor. 

Beyin ve beyinciğin dış katmanları memelilerde serebral korteks ismini almaktadır. İçeriğinde farklı olan 6 tabaka sinir hücresi bulunmaktadır. Yapılan araştırmalara göre sinir hücrelerinin üretiminde bazı genlerin etkili olduğu bulunmuştur. İsviçre’de araştırmacı bir grup tarafından yapılan çalışmalar sonucunda yeni bir elektrokimyasal yöntem geliştirilmiştir. Bu yöntemle sinir hücreleri farklı sinir hücrelerine dönüşebilmiştir.

Bunu bir örnekle ele alalım. Örneğin beyimizin ön lobuna A, arka lobuna ise B  diyelim. Iontoporation adı verilen bu yöntem sayesinde A ve B hücreleri yer değiştirmeye başlıyor. Sinir hücreleri birbirine dönüştüğünde ise istediğiniz gibi şekil alabilmesi mümkün hale geliyor. Ancak nöronların yapısının ne denli esnek olduğu halen bilinmemektedir. Beyin hasarı olan kişilerde bir planlama yapılarak beyin hücrelerinin tekrar şekillenebilmesi ise bu sayede mümkün olacaktır. 

Bilişsel Müdahale; Travma Sonrası Beyni Yeniden Şekillendirerek İyileşme

Travma sonrasında iyileşme ile ilgili çalışmalar son yıllarda hız kazanmıştır. Bilim insanları beyninde çok hasar olan insanların da akıl almaz bir şekilde iyileşme kat ettiğini görmüştür. Bunun nasıl olduğu üzerine çalışma yapmaya başladılar. Ve travma sonrasında yapılan nöro biyolojik çalışmaların 3 fazı olduğunu gördüler;

  • Yaralanma sonrasında beyinde var olan nöronlar hemen ölüyor. Uygulamalar sonrasında ise birkaç gün sonra ikincil bir yol ortaya çıkabiliyor. 
  • Birkaç gün geçtikten sonra beynin işlev görmesini engelleyen yolların yerine yeni sinaplar oluşuyor. Nöronlar ve hücreler birlikte bir çalışmanın içine giriyor ve ölmüş hücrelerin yerini almak için toplanıyor. 
  • Birkaç hafta sonra ise yeni yollar oluşmaya devam ediyor. Rehabilitasyon ve diğer faaliyetler ile birlikte yeni modelleme öğrenilmiş oluyor. 

Beyin hasarının önlenmesi amacıyla kök hücre tedavileri yapılabiliyor. Gen müdahalesi ve bağışıklığı sağlayan hücrelerin kuvvetlendirilmesi ile birlikte iyileşme de sağlanabiliyor. Şu an test aşamasında olan pek çok tedavi yönteminin olduğu söyleniyor. Beyin hasarının tedavisi zor olsa da imkansız değildir.

Beynin fonksiyonlarından yeniden yararlanmayı mümkün hale getiren bu tedaviler ile yeni bir organizasyon sağlanabiliyor. İyileşme sürecinde tekrarlı işler ve işe özgü alıştırma çalışmaları yapılarak bu süreç destekleniyor. Yeni bir beceri kazanımı, bir iş öğrenme ya da bilinen bir işi tekrardan öğretme gibi faaliyetler ile birlikte beynimizde değişikliklere gidilebiliyor. 

Yapılacak olan bu çalışmalar ilgilendiği alanlardan biri de anksiyete ve depresyon sorunları olmaktadır. Depresyona özgü tasarlanan fazlar sayesinde geleneksel tedavi yöntemlerinin yanı sıra farklı çalışmalar da yapılıyor.

Hafıza oyunları, müzik aleti çalmak, yeni bir yabancı dil öğrenmek, çapraz bulmaca çözmek, yoga yapmak, fiziksel aktivite gibi farklı çalışmalar ile bu süreçlerin ortadan kaldırılacağı öngörülüyor. Ayrı nöro biyolojik çalışmalar ile kronik baş ağrıları da ortadan kaldırılabiliyor.

Glikoz takviyesi ve aralıklı oruç çalışmaları ile pek çok fazda elde edilebiliyor. Kronik ağrıların ortadan kaldırılması konusunda sigaranın bırakılması, zihnin aktif tutulması, sağlıklı beslenme ve egzersiz, stresten uzak durmak ve farkındalık meditasyonu gibi kavramların altı çiziliyor. 

Beynimiz Yeniden Nasıl Şekillenir?

Herhangi bir travma almasak, kronik baş ağrılarımız olmasa ya da depresyon yaşamasak dahi beynimizin yeniden şekillendirilmesine ihtiyacımız var. Çünkü bilişsel yeteneklerin artırılması, sürekli olarak öğrenme ve hafızanın zinde tutulması gerekiyor. Bunun için beynimizin doğal gücünden destek alabiliriz. sayesinde beynin yeniden şekil alabilmesi konusunda öğrenme ve hafıza, Bilişsel Müdahale ederek yeteneklerin artırılması gibi konularda nöroplastisitenin gücünden destek alabilirsiniz. 

Fiziksel olarak aktif olun.

Beyin yapılarımız daha çocuk yaştayken etkilenmeye başlamaktadır. Akademik performans üzerinde bu durumun ciddi etkileri bulunmaktadır. Şayet bilişsel bozukluklar gözleniyor ise düşünme yeteneği ve hafızanın güçlenmesi için bazı çalışmalar yapılması gerekmektedir. Kısa süreli olarak yapılacak aktivitelerin dahi beyin üzerinde olumlu bir etkisi bulunmaktadır. Örneğin 6 haftalık 20 dakika olarak aralıklı çalışma yapmanın bile yüksek bir hafıza gelişimine olumlu katkıları olduğu tespit edilmiştir. Aerobik gibi egzersizlerin kısa sürede olsa Bilişsel Müdahale sayesinde işlevin gelişmesine, beyin hacminin artmasına destek olduğu görülmüştür. 

Aralıklı Oruç

Son yıllarda aralıklı oruç kavramı sıklıkla karşımıza çıkmaktadır. Özellikle kilo vermek isteyenler bu diyet stiline çokça yönelse de aralıklı orucun bilişsel sağlığa ve beynin yeniden şekillenmesine de olumlu etkileri bulunmaktadır. Sinaptik adaptasyonun artmasına yardımcı olan bu oruç türü nöronların büyüme ve gelişmelerine teşvik etmektedir.

Aynı zamanda Bilişsel Müdahale sayesinde fonksiyonlar gelişmekte, psikolojik rahatsızlık riski de azalmaktadır. Vücudumuz için iyi olan şeylerin beynimiz için de önemli olduğunu söyleyebiliriz. Stres, iltihaplanma, kan şekeri ve insülin direnci gibi durumları kontrol altına alan aralıklı oruç beynimizde var olan nörotrofik kaynaklı hormonların artmasına da yardımcı olmaktadır. Bu hormonun eksikliği ile pek çok depresyon türü arasında bağlantı olduğu tespit edilmiştir. 

Uyuma

Uyumak vücudumuzun dinlenmesine yardımcı olurken aynı zamanda beynimizin yeniden şekillenmesini de sağlamaktadır. Nöronlar arasında bağlantılar ve hücreler arasında bilgi aktarımının sağlanabilmesi için uyku çok önemlidir. Uyku esnasında bedenimiz uyuyor olsa da beynimiz uyanıktır. Öğrenilenlerin hafızada kalabilmesi için uyku çok önemli bir faktör olarak karşımıza çıkmaktadır. 

Seyahat Etmek

Pek çoğumuz seyahat etmeyi çok severiz. Öğrenme, keşfetme gibi süreçlerde yapmış olduğumuz seyahatlerin pek çok olumlu etkileri bulunmaktadır. Ruhsal olarak farklı bir yeri görüp keşfettiğimizde mutlu oluruz. Bunun yanı sıra yapacağımız seyahatler beynimizde yeni uyaranların oluşmasına sebep olmaktadır. Beyin yeni ortamlara maruz kaldığında yeni yolaklar ve aktiviteler meydana gelecektir. Bu sebeple düzeli olarak seyahat tavsiye edilmektedir. 

Stresin Kontrol Altında Tutulması

Beynin ve vücudun en büyük düşmanı strestir. Stres siz farkında olmasanız da zaman içinde kronik hücrelerin tahrip olmasına sebebiyet verir. Stresin beyin üzerinde yeni hafıza oluşmasına yardımcı olan, eski bilgilerin geri getirilmesini sağlayan bölgesine zarar verdiği görülmüştür.

Çalışmalar aynı zamanda yoğun stresin hafıza kaybını teşvik ettiğini ortaya koymuştur. Bu amaçla stresten uzak durmak, bir uzmandan destek alarak sorunları çözmeye çalışmak, gerekirse ilaçlardan destek almanın beyin sağlığı üzerinde daha olumlu etkileri olacağı söylenmektedir. 

Yapılan araştırmalar karaciğer kadar olmasa da beyin hücrelerinin de kendini yenilediğini ortaya koymuştur. Nörogenesis adı verilen beyin hücrelerini oluşturma durumu seksen yaşına kadar devam etmektedir. Herhangi bir rahatsızlık olmaması durumunda yeni hücre ve bağlantılar oluşturabilme durumumuzun devam edebilmesi için beynimizi sürekli olarak aktif tutmamız gerekiyor. Bilişsel Müdahale için stresin kontrol altında tutulması önemli bir rol oynar.

Bunun için her yaşta öğrenme, kendini geliştirme faaliyetlerine yönelmeliyiz. Fiziksel aktivite, dans, yeni bir dil öğrenme, müzik aleti çalma gibi işler ile ne kadar haşır neşir olursak bizler için o kadar iyi olacaktır. Bunun için beslenme de son derece önemlidir. 

Özellikle yapılan çalışmalardan bir tanesinde bağırsak sisteminin ve bağırsak florasının pek çok hastalığın tetikleyicisi olduğu tespit edilmiştir. Hatta Parkinson gibi rahatsızlıkların bağırsakta bağladığı, daha sonra mutasyona uğradığı ve daha sonra sinirler vasıtası ile beyne yayıldığı üzerine görüşler bulunmaktadır.

Beyin ve hücre sağlığı için fiziksel sağlığa da dikkat edilmelidir. Geçmiş yıllarda her ne kadar beyin hücrelerinin kendini yenilemediği, hatta başımıza bir yaprak düştüğünde milyonlarca hücremizin öldüğü söylense de bu gün yapılan nöro biyolojik çalışmalar ile beyin hücrelerimizin yenilenebileceği, yeniden şekillendirilebileceği üzerine görüşler bulunmaktadır. Beynimiz kendini tamir edebilme yeteneği olan bir organsa onu neden yeniden şekillendirmeyelim ki?